KPSS Türkçe Test Soruları ve Cevapları

KPSS Türkçe Test Soruları ve Cevapları

TÜRKÇE TESTİ

1.    Bir kentin tarihi oluşumunu ..... kolay değildir. Çünkü bazı durumlarda yazılı kaynaklar...., arkeolojik kazılardan elde edilen bilgiler ise ....... olabilir.

            Bu cümlelerde boş bırakılan yerlere anlam ve anlatım yönünden getirilmesi en uygun olan sözcükler aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?

A)       aydınlatmak - özensiz - kesin

B)       izlemek - doğru - ayrıntılı

C)      bilmek - düzeysiz - yeni

D)      değerlendirmek - inandırıcı - geçersiz

E)       saptamak - yanıltıcı - yetersiz

                  

 

2.    Bu yol, bildik Karadeniz güzelliklerini sunuyor ziyaretçilerine. Yeşilden ve her yandan akan sulardan hani neredeyse içimiz de yıkanıp ak pak olacaktı. Çoğunlukla dağ ve vadi yamaçlarından oluşan yörenin büyük bölümünde dağlık-kayalık yaylak ve ormanlar var.

Yukarıdaki parçada altı çizili sözlerin yerine, aşağıdakilerden hangisinde verilenler, sırasıyla getirilirse anlamda değişme ya da bozulma olmaz?

A)       sanırım- beyaz- çoğu zaman- görülür

B)       az daha- tertemiz- genellikle- bulunuyor

C)      biraz- ferah- oldukça- yetiştirilmiş

D)      öyle ki- temiz- her zaman- yer alıyor

E)       hemen hemen- pırıl pırıl- hep- oluşmuş

 

 

3.    Benim anadilim, Türkçem bir denizdir; derinliğiyle, gözün erişemeyeceği genişliğiyle, dibinde yatan gün görmemiş incileriyle, sınırsız gücü, güzellikleriyle...

            Bu cümledeki altı çizili sözle Türkçenin hangi özelliği anlatılmak istenmiştir?

A)       Somut anlamlı sözcükler bakımından zengin olma

B)       Etkili bir anlatım gücü bulunma

C)      Bilinenlerin yanı sıra ayrımına varılmamış yönleri olma

D)      Çağrışımsal açıdan zengin sözcüklere sahip olma

E)       Doğaya dönük bir dil olma

 

 

4.    Bu toplantı nedeniyle yaptığım hazırlık sırasında, yazarın incelediğim denemelerinin, günlüklerinin satır aralarından onun hırçın bir insan olduğu sonucuna vardım.

            Bu cümledeki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)        Yazarın üslup özelliklerini yansıtan sözler

B)        Yazarın görünüşüne ilişkin eleştiri içeren yönler

C)       Belirli türlere özgü anlatım özellikleri taşıyan bölümler

D)       Söylenmiş olanlardan çıkarılan söylenmemiş sözler

E)        Herkesçe bilindiği halde ortaya konmayan bilgiler

 

 

5.    Bazı Anadolu kasabalarının kokusu vardır. Kimisi orman içine kurulmuştur, çam, reçine kokar. Kimisi deniz, yosun kokar. Kimisinin de dokusu tarihin imbiğinden süzülüp gelir. Ahşap evlere, camilere bu doku, bu koku siner.

            Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)       Eskiye özgü nitelikleri barındırmak

B)       Geçmişin geleceğe örnek olmasını sağlamak

C)      Eski yapıların günümüzdekilerden daha değerli olduğunu vurgulamak

D)      Geçmişle bugünü karşılaştırma olanağı yaratmak

E)       Kasabanın kimi özelliklerini yansıtmak

 

 

6.    Bu pencere dünyayla öyle barışık ki, önündeki sedirde saatlerce oturabilirim. Ucu dantelli, kar beyazı perdeyi araladığımda önce yaşlı ceviz ağaçları çarpar gözüme. Az ötedeki küçük bostan, mavi göğün altında bir avuç cıvıltılı yeşillik... Taş bir duvarla çevrili ve mevsimine göre çeşit çeşit sebzelerin bulunduğu bir bahçe: mısır, domates, biber, salatalık...

            Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)       Evin en güzel yerinde bulunduğu

B)       Dışarıdaki yaşamın güzelliğini tattırdığı

C)      Evdeki herkesçe tercih edildiği

D)      Dışarıyı izleyenlere yeni bilgiler kazandırdığı

E)       Evin içine hakim bir konumda olduğu

 

 

7.    Ben Türkçe'nin olanaklarını şiirler ve şairler aracılığıyla öğrendim. Şiir yazmak çok zor bir iş; edebiyatın dışında, hatta üstünde bir şey. Şairlere bir edebiyatçı, sanatçı gibi de bakamıyorum. Simyacı gibi, bir tarafları aydınlık, bir taraftan karanlık olan, bize içimizin karanlıklarından haberler getiren insanlardır onlar.

            Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)       Başka şairlerin yansıtamadığı duyguları işleyen

B)       Duygu dünyamızı zenginleştiren

C)      Olumsuz düşüncelerden kurtulmamıza yardımcı olan

D)      Sanatlı, anlaşılması zor bir anlatıma başvuran

E)       Ayrımına varamadığımız duygu ve düşüncelerimizi ortaya çıkaran

 

 

8.    Deyimlerimize bakınız; onları başka dillerin deyimleriyle karşılaştırınız. Bambaşka bir anlatımla, taptaze, canlı benzetmelerle, değişik imgelerle karşılaşacak, anlatımı güç duyguların, belirtilmesi zor durumların bir çırpıda kuruluveren bir sahne üzerinde ortaya konduğunu göreceksiniz.

            Bu parçadaki altı çizili sözle deyimlerin özellikle hangi yönü anlatılmak istenmiştir?

A)       Kuruluş yönünden özgün olma

B)       Şiirsel söylem taşıma

C)      Anlatılanları somutlama

D)      Yaratıldığı dilin malı olma

E)       Düş gücünü yansıtma

 

 

9.    (I) Müzik, kültürün başlıca öğelerinden biridir. (II) İnsanları birbirine yaklaştırır, onların ortak bir anlayış ve estetiğe sahip olmalarını sağlar. (III) Ulus düzeyine yükselmiş her toplumun, mutlaka kendini yansıtan bir müziği vardır. (IV) Kendine özgü müziği olmayan bir toplumun ulus sayılması mümkün değildir. (V) Birey olarak, insanın kişilik kazanmasında da müziğin az ya da çok mutlaka etkisi vardır. (VI) Müziksiz bir toplumun tarihte de sosyolojide de ulus olarak yeri yoktur.

            Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?

A)       I., II. ve IV.

B)       I., III. ve V.

C)       III., IV. ve V.

D)       III., IV. ve VI.

E)       IV., V. ve VI.

 

 

10.    (I) Bu dergide eğitim ve sosyal bilimler alanındaki yazılara yer verilecektir. (II) Eğitim; bilim, sanat ve kültürle ilgili gelişmelere, sonuçlara değinilecek, bu alandaki çalışmaların sonuçları ilgililere duyurulacaktır. (III) Yazılarda, araştırmaya dayalı olma, alana katkı sağlama, uygulamaya ilişkin sorunları ortaya koyma, yeni ve farklı gelişmeleri irdeleme ölçütleri aranacak. (IV) Dergi, şubat, mayıs, ağustos ve kasım aylarında, yılda dört kez yayımlanacaktır. (V) Her yılın sonunda derginin yıllık dizini çıkarılacak. (VI) Dergi, yönetimce belirlenen kütüphanelere, uluslararası yayın tarama kurullarına gönderilecek.

            Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde yazıların içeriğinin nelere göre değerlendirileceği belirtilmiştir?

            A)II.       B) III.       C) IV.        D) V.       E) VI.

 

 

11.    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sporun "araç" olma yönü dile getirilmektedir?

A)     Spor çocukların hem fiziksel, hem ruhsal, hem de toplumsal gelişimini sağlar.

B)     Şiddet, futbol başta olmak üzere pek çok spor dalında görülmektedir.

C)     Anne ve babalar, çocuklarına sporda şiddetten kaçınmayı öğretmelidirler.

D)     Sporda şiddet, yarışma ruhuna uymayan bir tutumdur.

E)     Spor öğreticileri, çocuklara sporla ilgili değerler kazandırmaya özen göstermelidir.

 

 

12.    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde öğretmenin, öğrencilerini araştırma yapmaya yönlendirilmesi önerilmektedir?

A)       Öğrencilerini tanımaya, anlamaya çalışarak onlarla sağlıklı bir iletişim içinde olmalıdır.

B)       Çocukların düşünme, duyma ve düş kurma gücünü diri tutmalıdır.

C)      Kendini yinelemekten kaçınmalı, yeni bilgi ve beceriler edinerek bunları öğrencilerine aktarmalıdır.

D)      Öğrencilerin merak duygusunu kamçılamalı, olayların, olguların nedenlerini, öğrenme tutkusunu geliştirmelidir.

E)       Bilgilerin sürekli bir değişim içinde olduğunu bilmeli; bunu öğrencilerine de sezdirmelidir.

 

 

13.    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sanatçının üslubuna yönelik olumsuz bir eleştiri söz konusudur?

A)       Söylediklerini, izlenimlerinden çok, gözlemlerine yaslandırması, yapıtlarına gerçekçi bir hava katıyor.

B)       Ortaya koyduğu her yeni yapıt, daha önceki yapıtlardan hiçbir iz taşımaz.

C)      Okurların duygusal donanımını zenginleştirecek anlatım biçimlerine yer verir.

D)      Olayların akışını yavaşlatmayan kısa diyaloglardan yararlanıyor.

E)       Sözcüklerin yan yana getirilişindeki savrukluk, konunun gereği gibi işlenmesini önlüyor.

 

14.    (I) Kahramanlarının kitaplara, yazarlara, ressamlara olan sevgisini betimlemek için roman boyunca birçok kitap, yazar ve ressam adı sayıyor. (II) Bu yüzden kitabının kimi sayfaları neredeyse bir yazar ve yapıt adları sözlüğüne dönüşüyor, bu da ister istemez öykülemenin akışını, bu bölümlerde kesintiye uğratıyor. (III) Peki hiç mi işlevi yok, sayıp dökülen bu adların? (IV) Bir kez romanın başkişisinin nasıl etkileyici ve güzel bir dünyada yaşadığını, hangi sanatçıların soluğuyla beslendiğini ortaya koyuyor. (V) Sonra, kimi okurlar için izlenecek ve okunacak yapıt adları sunuyor. (VI) Şunu da ekleyeyim: Kitabı salt öykü düzleminde okuyacak olanlar, sayılan adları atlayarak da okuyabilirler. (VII) Böyle kurgusal bir yapısı var kitabın.

Bu parçada sözü edilen yazara ilişkin biri olumsuz, öteki olumlu görüş yansıtan iki cümle aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir?

A)       I. ve III.

B)       I. ve VI.

C)      II. ve IV.

D)      III. ve VI.

E)       III. ve VII.

 

 

15.    (I) Değerli madenler ve taşlar, insanın varolduğu günden bu yana bazen güzelliğin, bazen de zenginliğin ve asaletin simgesi olarak marifetli eller tarafından işlendi. (II) Gerçek anlamdaki kuyumculuğun MÖ 4000'in sonlarında başladığını söyleyenlerin yanı sıra bunun tarihinin 30.000 yıl öncesine uzandığını ileri sürenler de var. (III) Değerli taşların ve madenlerin takıya dönüşmesi, insanın yaratıcılığı ve malzemeyle savaşı sonucunda ortaya çıkıyor. (IV) Takıların tasarımları ve özenli işçilikleri incelendiğinde aklımıza, bunların hangi tekniklerle yapıldığı sorusu geliyor. (V) Kuyumculuk tarihinde, yüzyıllardır sayısız teknik kullanılmış, ancak günümüz kuyumculuğunda özellikle seri ve standart üretim karşımıza çıkmıştır.

            Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde, belirli bir konu üzerinde görüş birliği olmadığı anlamı vardır?

            A)I.        B) II.        C) III.        D) IV.      E) V.

 

 

16.    (I) Kitap, yaşamı genişleten öğelerin en önemlisidir. (II) Ülkemizdeki okuma eksikliği, bireylerin yaşamı kucaklayamamasına, olup bitenleri anlayamamasına neden olmaktadır. (III) Okumayan insan az yaşayan insandır. (IV) Az yaşayan insanlar ne genç kuşakları iyi yetiştirebilir ne de kendilerini geliştirebilirler. (V) Ne yazık ki hiçbirimiz ne kadar az yaşadığımızın bilincinde değiliz.

            Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde karşılaştırma yapılmıştır?

            A)I.        B) II.        C) III.        D) IV.      E) V.

 

 

17.    (I) Dışarıdan dar görünen bir vitrin, daracık bir kapı, içeriye giriyorsunuz, karanlık, ölgün bir salon. (II) Buzdolabında pastalar, camekanda tuzlular ve tatlılar; bir iki oturacak yer. (III) Yani hiçbir özelliği yok. (IV) Ya arka bahçe... (V) Asmalı çardak, üstü mermer küçük masaların çevresine iliştirilmiş sandalyeler, bir geçmiş zaman görgüsü taşıyor. (VI) Yazın bile burada hep sonbahar başlangıcının o renkleri ve ışıkları oynaşır. (VII) Zemin, mis gibi kokan, yeni sulanmış toprak; duvar kenarlarında o güzelim akşamsefaları...

            Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinden, daha önceki düşüncelerin tersinin ileri sürüleceği anlaşılmaktadır?

            A) II.      B) III.       C) IV.        D) V.       E) VI.

 

 

18.    (I) Kerime Nadir ve Muazzez Tahsin'in yapıtlarını yeniden basmak amacıyla bana editörlük önerdiler. (II) Bu yazarların, bu yapıtların günümüze kazandırılması çok iyi olacaktı. (III) Fakat ben garip bir ikilem içinde kalmıştım. (IV) O kitapları okuyarak yetişmiştim, onlar bana okuma zevki aşılamıştı. (V) Ne var ki o yapıtlarda yıllar öncesinin tatlarını bulup bulamayacağımı bilemiyordum. (VI) Fakat bu yapıtların, yayın dünyamızda kaybolup gitmesini de istemiyordum; bir fırsat çıkmıştı.

Bu parçada sözü edilen ikilemin ne olduğu hangi cümlelerde belirtilmiştir?

A)       I. ve II.

B)       II. ve III.

C)      II. ve IV.

D)      III. ve IV.

E)       V. ve VI.

 

 

19.    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde şaire yönelik olumsuz bir eleştiri yoktur?

A)       Şiirlerinde zaman zaman düz bir anlatıma yöneliyor, böylece şiire özgü yoğunluk yitiyor.

B)       Şiirlerinin içeriğini, değişik temalar üzerine kuruyor.

C)       Şiirlerini, bütünsellikten yoksun dizelerle oluşturuyor.

D)       Sözcük seçiminde Türkçeleri varken yabancılarını yeğliyor.

E)       Uyaklardan yaralanacağım diye doldurma öğelere yer verip şiirin iç sesini yok ediyor.

 

 

20.    (I) Şiirinin anlam alanını genişletme çabası gösteren bir şairdir o. (II) Bunu, duygusal ve sezgisel bir zenginlik yaratmak için yapıyor.(III) Bu çabayı gösterirken bir yandan da şiirinin coğrafya ile bağını koparmamaya özen gösteriyor. (IV) Bu nedenle uçurtması Balkanların  özlemine takılı kalmış bir çocuk duyarlığıyla yazıyor şiirini (V) "Ne zaman bir Rumeli rüzgarı esse / Tuna gözlü acılar dolar yüreğime" dizeleri bu özlemin izlerini taşımaktadır.

            Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?

A)       I. cümlede saptama yapılmaktadır

B)       II. cümlede, I. cümledeki yargının gerekçesi açıklanmaktadır.

C)      III. cümlede, yaşanılan bölgenin güzelliklerine değinilmektedir.

D)      IV. cümlede, III. cümlede dile getirilen çaba, sanatlı bir söyleyişle vurgulanmaktadır.

E)       V. cümlede, IV. cümledeki yargı iki dizeyle örneklendirilmektedir.

 

 

21.

                I.       Yeri göğü kaplayan bu bitki topluluğunun arasına saklanmış mağaraların farkına varmak pek de kolay olmuyor.

              II.       Bu bölge tipik Karadeniz bitki örtüsünün yeşilline boğulmuş.

           III.       Batı Karadeniz Bölgesi, doğal güzellikleriyle doğa tutkunlarını kendine çekiyor.

            IV.       Sinop'un Ayancık ilçesindeki İnaltı Mağarası böylesi güzel mağaralardan biri.

              V.       Bunların her biri usta bir ressamın, yaratıcı bir heykeltıraşın elinden çıkma birer sanat eseri gibi.

            Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralanışı aşağıdakilerde hangisidir?

A)       I., V., II., IV., III.

B)       II., I., IV., V., III.

C)      II., V., III., I., IV.

D)      III., II., I., V., IV.

E)       III., IV., V., I., II.

 

 

22.    

                I.    Eğer bunlar hâlâ kendini yazdırmakta direniyorsa elinden kurtulmama olanak yoktur; ikide bir karşıma çıkar.

              II.    Karşılaştığım bir olay, duyduğum bir söz, sokakta gördüğüm bir yüz, bir davranış bende yazma isteği uyandırır.

           III.    O zaman daha fazla kaçamayacağımı anlar, oturup yazmaya başlarım.

            IV.    Fakat nedense bunları bir türlü yazmaya başlayamam, hatta unutmaya çalıştığım bile olur.

            Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralanışı aşağıdakilerden hangisidir?

A)       I., IV., II., III.

B)       II., IV., I., III.

C)      III., I., IV., II.

D)      IV., I., II., III.

E)       IV., III., I., II.

 

 

23.   

                     I.      O, aldırmaz, "Olsun, ne kaldı ki şunun şurasında ilkbahara?" diyerek sevincini sürdürürdü.

                   II.      Sevindirici, "Bu kışı da devirdik" diyerek belirtirdi.

                III.      Sonra durgunlaşır, iç geçirir, duya duya kanıksadığım, "Geçen, ömürden geçiyor." sözlerini yinelerdi.

                 IV.      Babam, şubatta bir gün güneş açacak olsa, yerinde durmaz, sevinirdi.

                   V.      Ben, "O kadar sevinme baba" derdim, "Kar bile yağabilir haftaya."

            Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralanışı aşağıdakilerden hangisidir?

A)       I., III., V., II., IV.

B)       II., V., I., IV., III.

C)      III., V., II., IV., I.

D)      IV., II., V., I., III.

E)       V., II., I., III., IV.

 

 

24.

              I.         Öyleyse okuma alışkanlığı edinmek farklı bir çabayı gerektirir.

            II.         Ama her okuma ve yazma bilen kişi, kitap okuyan kişi midir?

         III.         Her insan bir eğitim sürecinden geçer ve sonuçta okuryazar olur.

          IV.         Ortaya konan ürünlerin çokluğu da göz önünde tutularak okunacakları seçerken de tez davranmak gerekir.

            V.         Böyle olmadığını kitap satışlarının yetersizliğinden kolayca anlamak mümkündür.

            Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralanışı aşağıdakilerden hangisidir?

A)        I., III., II., V., IV.

B)        II., III., V., I., IV.

C)       III., II., V., I., IV.

D)       III., V., I., IV., II.

E)        V., I., III., IV., II.

 

 

25.   

                I.      Çocuklara kim davranışları kazandırmaya çalışırken onları destekleyici, yüreklendirici, kendilerine güvenmelerini sağlayıcı biçiminde davranmak gerekir.

              II.      Kuşkusuz her çocuğun kendi yaşına ve yeteneğine göre yapabileceği işler vardır.

           III.      Çocuk, hangi yaşta olursa olsun ailesi için bir şeyler yapmak ister; bu istek beslenip geliştirmelidir.

            IV.      "Sen küçüksün yapamazsın." ya da "Başaramazsın" şeklindeki kaygılı sözler onların davranışlarını köreltir.

              V.      Çocuklar davranışlarını sınırlayan, yetişkinlerce konmuş ölçütleri zamanla zorlarlar.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerle bir paragraf oluşturulduğunda hangi cümle anlam ve anlatım açısından bu paragrafta yer almaz?

            A) I.       B) II.        C) III.        D) IV.      E) V.

 

 

26.

              I.      Okul çağındaki çocukların televizyonda çizgi filmler ve çocuk programlarının yanı sıra erişkinler için hazırlanan yayınları da izlediği bilinmektedir.

               II.   Obezite, görme ve uyku sorunları, okul başarısında düşme, antisosyal davranışlar ve saldırganlık bunlar arasında sayılabilir.

            III.   İzlenen programların olumlu etkilerinin yanında fiziksel ve psikososyal birçok olumsuz etkisi bulunmaktadır.

             IV.     Fiziksel büyümenin ve akademik performansın güçlendirilmesinde uyku temel öğedir.

            V.      Bu nedenle çocukların televizyonda izlediği programların içeriğinin denetlenmesi ve günlük televizyon izleme süresinin bir iki saati geçmemesi, televizyonun çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini büyük ölçüde giderecektir.     

Yukarıda numaralanmış cümlelerle bir paragraf oluşturulduğunda hangi cümle anlam ve anlatım açısından bu paragrafta yer almaz?

            A)I.        B) II.        C) III.        D) IV.      E) V.

 

 

27.    Dikdörtgen ya da kemerli,(I) dört ya da altı bölmeli,(II) iki kanatlı pencereler,(III) cumbalı, kafesli, kepenkli örnekleriyle özgün yapı tipini yansıtıyor. Çift ya da tek kanatlı,(IV) üstü ahşap kafesli,(V) özel tokmaklı kapılar, evlerin güzelliğini tamamlıyor.

Yukarıdaki parçada numaralanmış virgüllerden hangisinin işlevi ötekilerden farklıdır?

            A)I.        B) II.        C) III.        D) IV.      E) V.

 

 

28.    Biz farkında olsak da olmasak da hep aynı hızla geçiyor zaman( ) Yaşananlar yavaş yavaş geçmişte kalıyor, bugüne kalansa yalnızca bırakılan izlerdir( ) Nesiller değişiyor( ) bir zamanlar başkalarının yaşadığı evlerin kapısından şimdi başka insanlar çıkıyor( ) kapı aynı kapı, ev aynı ev, yalnızca konukları farklı( )

            Bu parçada ayraçlarla ( ) gösterine yerlere aşağıdakilerin hangisinde verilen noktalama işaretleri sırasıyla getirilmelidir?

A)       (.) (.) (;) (:) (.)

B)       (...) (...) (.) (:) (...)

C)      (!) (...) (.) (.) (,)

D)      (!) (.) (:) (.) (!)

E)       (.) (,) (!) (.) (...)

 

 

29.    Bu antik(I) kent astronomiden(II) tıpa(III), eczacılıktan(IV) mimariye kadar birçok alanda da(V) adını duyurmuştu.

            Bu cümledeki numaralanmış sözcüklerden hangisinin yazımı yanlıştır?

            A)I.        B) II.        C) III.        D) IV.      E) V.

 

 

30.    Ankara'nın o boz bulanık (I) günleriydi. O günlerde ticaret alanında önemli bir ihtiyaç iyideniyiye (II) kendini göstermişti. O da (III) kentin parasal altyapısıydı. Bu amaçla ve devlet desteğiyle, Başkent'te (IV) ilk kurulan banka Ziraat Bankası (V) oldu.

            Bu parçadaki numaralanmış sözlerden hangisinin yazımı yanlıştır?

            A)I.        B) II.        C) III.        D) IV.      E) V.

 

 

31.    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

A)       Gezip görmeyi sever; yaz-kış demez, ilgisini çeken gezilere katılırdı.

B)       Sergide, yaptığı ilk resimlerde bir kaçına da yer vermişti.

C)      Dünyaca ünlü doktorlar bir araya gelerek bu hastalığın tedavi yöntemlerini tartışacaklar

D)      İçinde bulunduğumuz koşullar hastalığa yakalanma şansımızı artırmıştı.

E)       Sağlıklı ve uzun yaşamanın nelere bağlı olduğu konusunda uzmanların görüşü alınacak

 

 

32.    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

A)       Resim, soyutlamaya elverişli sanatların başında geliyor.

B)       Bu yazarımızın eğitim düzenimize ilişkin çok ilginç görüşleri var.

C)      Yazın dünyamızın emekçilerinden olan romancı, geçenlerde son kitabını yayınladı.

D)      Bütün yazımsal ürünlerde biçim ve içerik arasında bir etkileşim vardır.

E)       Ülkemizin kültür ve sanat hayatına her zaman ilgi ve yardım göstermiş bir kişidir.

 

 

33.    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

A)       Deneme yazarı dilediği konuyu seçebilir, her şeyi deneme konusu yapabilir.

B)       Deneme deyince düşünsel boyutlar içerdiği, konuşma havasında biçimlendiği belirir.

C)      Okurlar denemeyi salt faydalı yorumları öğrenmek için değil, hoşça vakit geçirmek için de okur.

D)      Denemeci, kendi kendisiyle konuşur gibi yazar, daha çok kendini anlatır.

E)       Denemenin anlatımında hem bir senli benlilik, hem de bir ağırbaşlılık vardır.

 

 

34.    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

A)       Bu konuda bilgim olduğu için görevimi yaparken çok rahatlık çektim.

B)       Kendisini yıllardır tanırım, ondan böyle bir davranış beklemezdim.

C)      Daha önce çalıştığım yerlerde bu soruna farklı çözümler bulunmuştu.

D)      Yapılan araştırmalar, daha önce bilinenleri bütünüyle değiştirmişti.

E)       Oradaki yaşam koşullarının buradakilerden farklı olduğunu görünce pek şaşırmamıştım.

 

 

35.    (I) Bu yapıt, çok farklı tekniklerde yazılmış iki bölümden oluşuyor. (II) Bunlardan hangisini daha çok sevdiğime karar veremedim. (III) Sanırım, her iki bölümü de birbirinden güzel buldum (IV) Birinci bölümde Eskişehir'de geçen çocukluk günleri anlatılıyor. (V) Bugünün kentiyle belleklerde izleri kalan o zamanki kent değişik yönleriyle karşılaştırılıyor. (IV) Bu karşılaştırmanın ardından da ikinci bölüme geçiliyor.

            Bu parça iki paragrafa ayrılmak istenirse, ikinci paragraf kaçıncı cümleyle başlar?

            A)II.       B) III.       C) IV.        D) V.       E) VI.

     

 

36.    (I) Güven duygusu, kişilik gelişiminin temel kazanımlarından biridir. (II) 0-2 yaş döneminde temeli atılan güven duygusu, çocuğun temel ihtiyaçlarının giderilmesindeki titizliğe bağlı olarak yerleşir. (III) İhtiyaçların giderebilmesi konusunda duyarsız davranılması, geciktirmelerin olması çocuğun huzursuzluğunun ve güvensizliğinin artmasına yol açar. (IV) Bireyin çocuklukta yaşadığı olumlu ya da olumsuz olaylar, onun kişiliğinin oluşumunda etkili olur. (V) Çocuğa, gereken ilgi gösterilmezse ondan güvensizlik duygusu artar.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

            A)I.        B) II.        C) III.        D) IV.      E) V.

 

 

37.    Çocuklar için hazırladığımız bu derginin her sayısında bir öykü yayınlamak istiyorduk. Bu nedenle de birçok yazardan çocuklar için öykü yazmasını istedik. Elimize çok sayıda öykü ulaştı, ama bu yazarlarımızın bir kısmıyla çok tartıştık. Çünkü öykülerin çocuklara uygun olmadığını söylediğimizde "Nasıl olur, öykünün bir kahramanı bir çocuk" diyorlardı. Onlara göre kahramanı çocuk olunca öykü de çocuk öyküsü oluveriyordu hemen. Uzun uzun anlatmaya çalışıyorduk. İçinde hiç çocuk olmayan bir öykü, çocuk öyküsü olabilir ya da kahramanları hep çocuklardan oluşan öyküler büyüklere yazılmış olabilir.

Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)       Çocuk edebiyatına yeterince ilgi duyulmadığı

B)       Çocukların düzeyine uygun kitap bulmanın zorluğu

C)      Çocuk kitaplarıyla ilgili herkesin farklı görüşünün olduğu

D)      Çocuk kitabı yazarlarının eleştiriye açık olmadığı

E)       Çocuk öyküsü kavramının yanlış anlaşıldığı

 

 

38.    Çocuklar oynadıkları oyunlarla, oyunda aldıkları rollerle, üstlendikleri sorumluluklarla ve oyun içindeki davranışlarıyla kendilerini yansıtırlar. Oyun yoluyla ilgilerini, gereksinimlerini, özel yeteneklerini sergiler. Ayrıca oyunlar, çocuğun iç dünyasını yansıtır; korkularını, mutlululuklarını, kızgınlıklarını dışa vurmasını sağlar.

            Bu parçada anlatılanlar aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık olarak söylenmiş olabilir?

A)       Çocukların kişilik özeliklerini tanımada çocuk oyunlarından yararlanabilir miyiz?

B)       Çocuklar duygularını yansıtırken zorluk çekerler mi?

C)      Oyun oynarken çocukların duygu dünyası da gelişir mi?

D)      Çocuklar daha çok hangi tür oyunları seçiyorlar?

E)       Oyunların çocukların zeka gelişiminde ne gibi etkileri vardır?

 

 

39.    İlkel toplumlarda genellikle törelere dayalı bir eğitim görülmektedir. Gençlerin toplumsallaşması, daha çok topluluğun ileri gelenlerinin gözetiminde, yerleşik kültürün öğrenilmesi olarak gerçekleşmektedir. Avlanmak, ata binmek, dövüşmek, yemek pişirmek, yaşlılara saygı göstermek, çocuklara karşı koruyucu davranmak gibi niteliklerin kazanılması hep belli kalıplar içinde ortaya çıkmaktadır. Kısacası, topluluk kültürünün yeni kuşaklara aktarılması anlamına gelen eğitim, meslekleşmeyi gerektirmeyen bir yaklaşımla yürütülmektedir.

            Bu parçada ilkel toplumlardaki eğitimle ilgili olarak vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)       Bireysel yeteneklerin önemsendiği

B)       Geleneğe bağlı yöntim izlendiği

C)      Az sayıda kuralın bulunduğu

D)      Faydacı yönünün ağır bastığı

E)       Koşulların gereklerine uyulduğu

 

 

40.    Eğitimin temel hedeflerinden biri de duygularının farkında, çevresine ve topluma duyarlı bireyler yetiştirmektir. Bu ise duygusallık ile duyarlılık kavramlarının bilinmesini gerektirmektedir. Duygusallık, yaşamı etkileyen karar aşamalarında duygulara göre hareket edilmesi durumudur. Aşırı duygu yoğunluğunun denetlenemediği durumlarda yıkıcı duyguların, çeşitli psikolojik hastalıklara yol açtığı da bir başka gerçektir. Günümüzde ağır yaşam ve çalışma koşulları, yıkıcı duyguları artırırken duygusal körlüğe de neden olmaktadır. Oysa duygusallık, duyarlılıkla birleştiğinde insana özgü, üstün bir özellik oluşmaktadır. Çünkü bilinir ki duyarlılık, çevredeki sorunları görebilmeyi, anlık değil, kalıcı çözümler üretebilmeyi, sorumluluk alabilmeyi de beraberinde getirir. Bu ise bilinç düzeyi yüksek, kültürlü bireylerden oluşan toplumlara özgüdür.

            Bu parçada duygusallık ve duyarlılıkla ilgili olarak vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)       Geliştirilmeleri için aile ve okulun işbirliği gerekir.

B)       Sınırlarının saptanması, açık saçık biçimde ortaya konması oldukça güçtür

C)      Belirli ölçütlerle ve değişik durumlara göre yönlendirilmelidir.

D)      İkisinin iç içe birlikte kullanılabilmesi, birikimli insanlardan oluşan toplumsal bir yapıya bağlıdır.

E)       Kişiden kişiye farklılıklar göstermektedir.

 

 

41.    Bu yazarımız, bir gün bizim dergiye geldi. Ustalar karşısında hep utangacımdır; elim ayağım birbirine karıştı. Mevsim kıştı. Sırtında kurşuni bir palto vardı; onu çıkarmadan oturdu. Oysa odam iyice sıcaktı. Bir kahve içti. Birkaç kitabını armağan etti. Ağır ağır konuşuyordu. O konuşurken sözcükleri hepimizin sözcükleri gibi gelmiyordu insana; adeta yalnızca onun sözcükleriydi. O kadar garip ki, aynı sözcüğü siz kullandığınızda sanki anlatılmak istenende bir eksilme oluyordu.

Bu parçada sözü edilen yazarın sözcükleriyle ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)       Genel anlamlı olanları kullanılmaktan kaçındığı

B)       Kullanım sıklığı az olanları yeğlediği

C)      Yerinde ve anlam incelikleriyle kullandığı

D)      Sesçe zengin bir nitelik taşıyanları önemsediği

E)       Yinelemelere düşmekten kaçındığı

 

 

42.    Başka yazı türlerini de denedim; ama benim en çok önemsediğim tür röportaj oldu; çünkü röportaj, öyküde olduğu gibi yaratıcılık ister. Ben işin içine yaratma ve öykü girmeyince yaptığım işten tat almıyorum. Bu yönden benim röportajlarımda yaratma vardır, kurgu vardır, anlatım ve dil ustalığı vardır.

            Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık olarak söylenmiş olabilir?

A)       Röportaj dışındaki yazınsal türlerde yazmanız daha mı güç oluyor?

B)       Röportajlarınızı örnek alan başka yazarlar var mıdır?

C)      Gazete ve dergilerde çeşitli türlerde yazılarınız çıkıyor, bunlarda niçin farklı anlatım teknikleri kullanıyorsunuz?

D)      Röportajın kendine özgü kuralları var mıdır?

E)       Daha çok röportajlarınızla tanınıyorsunuz; röportajlarınızın özellikleri nelerdir?

 

 

43.    Bir gün ip atlarken düşüp bacağımı yaralamıştım. Bir cam parçası bacağımı kesivermişti. O acılı günün izini hala taşırım. O ize baktıkça, üç tekerlekli bisiklete bindiğim ilk günü, parmak uçlarım hissetmeyecek hale gelene kadar kartopu oynayışımı, çamurdan yaptığım pastaları anımsıyorum. Bedenimin küçücük ruhumun ise kocaman olduğu o yıllarda tanıştığım bütün oyunlara ve oyunları paylaştığım bütün dostlarıma teşekkür ediyorum. Ne yazık ki benim ve arkadaşlarımın yaşadığı bu basit, öğretici, sosyalleşmeyi sağlayan hazlar günümüzde dolaba kalktı. Artık çocuklar bilgisayar destekli oyunlarla tanışıyorlar. Onların oyunları biraz daha karmaşık, olağandışı, zeka geliştirici. Ama oyunlarla öğrenilen dostluğu kazanmak için yaşanılan o sancılı, fakat keyifli dönemi nasıl yaşayacaklar? Bir ekrandan ne kadar dostluk yansıyabilir ki onlara….

            Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)       Çocukluk günlerine özlem duyulduğu

B)       Eğitim anlayışının çeşitli açılardan değiştiği

C)      Bugünkü çocuk oyunlarının zekayı geliştirmede daha etkili olduğu

D)      Çocukların kullandığı kimi araç ve gereçlerin onların duygu dünyasını sınırlandırdığı

E)       Çocukların kişiliğiyle oyunlar arasında ilişki olduğu

 

 

44.    Kimi roman kahramanları, yaşamda karşılaştığımız birçok insandan daha canlı, daha inandırıcı olabiliyor. Sözgelimi yıllarca birlikte olduğumuz bir iş arkadaşımız ya da yakın bir akrabamızı düşünelim. Bunlar, zihnimizde belirli bir iz bırakmazken birçok roman kahramanı fiziksel özellikleriyle, duygu ve düşünceleriyle, hatta ses tonuyla yaşamımızda derinlemesine yer tutabiliyor. Öyle ki, kimi kişileri anlatabilmek için kimi roman kahramanlarının özelliklerinden yaralanıyoruz. Günlük yaşamda gerçek insanları nitelendirirken "İşte bu Bekçi Murtaza'ya, şu Madama Bovary'ye, öteki Don Kişot'a benziyor" diyoruz. Bunları söylerken bu kişilerin sözcüklerle yaratılmış, kurmaca varlıklar olduğu aklımıza bile gelmiyor.

            Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)       Yazarların kalıcılığı, yarattıkları kahramanların büyüklüğüne bağlıdır.

B)       Romanlardaki kimi kişiler, her gün yüz yüze geldiğiniz kişilerden daha inandırıcıdır.

C)      Roman kişilerinin okurlar üzerinde bırakacağı etki, kişiden kişiye değişiklik gösterir.

D)      Romanların etki gücünü belirleyen temel öğe, onların dil ve anlatım özelliğidir.

E)       Romanların işlevi, anlattığı öykülerle insanlara mutlu saatler geçirtmektir.

    

 

45.    Biz yazarların ömrü, her ne kadar masa başında oturmakla geçiyor gibi gözükse de gerçekte işimiz, yaşamı akıyla karasıyla, kısaca bütün boyutlarıyla görmek ve onu kendi atölyemizde yeniden biçimlendirmektir.

            Bu cümlede yazarların hangi yönüne değinilmektedir?

A)       Gerçekleri yansıtma, yaratıcı olma

B)       Sabırlı olma, işini sevme

C)      Merak uyandırma, araştırıcı olma

D)      Öğretici olma, yol gösterme

E)       Yalızlıktan hoşlanma, titiz çalışma

 

46.    Sözün uçup gideceği, ama yazının kalacağı bilinir. Ne var ki bizim toplumumuzda yazma alışkanlığı, konuşma alışkanlığı kadar gelişmemiştir nedense. Hele kendi yaşantı ve anılarını kaleme alanlarımıza hemen hiç rastlanmaz, desek yeridir. Bunun, emekli askerlerle politikacılar gibi ünlü kişilere özgü bir iş olduğunu düşünenlerimiz çoğunluktadır. Oysa toplum yapımızın tuğlaları olan birey ya da ailelerin geçmişinde de bir döneme ışık tutacak nitelikte kim bilir nice olaylar, yaşantılar ve zengin kişilikler vardır. Gelgelelim bunları yazıya dökmekten korkar, kaçınırız.

            Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)       Yaşanların, yazıyla daha açık seçik anlatılabileceği

B)       Konuşmanın temel iletişim biçimi olduğu

C)      Anı ve yaşantıları yazılı olarak anlatmanın kolay olmadığı

D)      Toplumumuzda yazmanın bireyler arasında yeterine yaygınlık kazanmadığı

E)       Yazıyla anlatmanın belirli bir eğitimden geçmeyi gerektirdiği

 

47.    ……. Bu ayrıntılardan yaralanması, kişinin o andaki duygularıyla ilgilidir. Çünkü gerçekte yaşanan olumlu ya da olumsuz her anı, kişiyi, eğer içinde istek varsa mutluluğa kavuşturabilir.

            Düşüncenin akışına göre, bu parçanın başına aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A)       Yaşamın her anı insanın yaşantısını zenginleştirecek, güzelleştirecek ayrıntılar taşır.

B)       İnsan, yaşamının akışı içerisinde duygu ve düşünce dünyası değişik, farklı insan tipleriyle karşılaşabilir.

C)      Hep aynı ortamda yaşamak, insanı mutsuz kılabilir.

D)      Yaşamı akıyla karasıyla, kısaca her yönüyle tanımak gerekir.

E)       Mutluluk anlayışı kişiden kişiye değişir.

 

48.    Bireyler önyargılı olmayı çok çeşitli yollardan öğrenirler. Bazı önyargılar, ailenin ve toplumsal grubun kültürel değerlerinin eleştirilmeden kabulüyle ortaya çıkar. Bazıları da belirli bir grubun üyelerinden biriyle hoş olmayan bir yaşantı geçirilmesiyle oluşur. Önyargıların çoğu ana babaların, öğretmenlerin, akranların ya da kitle iletişim araçlarındaki karakterlerin tutum ve davranışlarının taklit edilmesiyle de ortaya çıkabilir. Önyargılarının azaltılmasında tek çıkar yol, insanların birbiriyle doğrudan ilişki kurmalarıdır.

Bu parçaya göre önyargılarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A)       Toplumsal boyutlar taşıdığı

B)       Türlü etkilenmeler yoluyla öğrenildiği

C)      Bireyler arasında yıkıcı etkilere yol açtığı

D)      Oluşumunda akıl yoluna başvurulmadığı

E)       Başkalarına özenme yoluyla da benimsendiği

 

49.    Kendini son derece önemseyen, kişiliğinden hiç ödün vermeyen; bunun yanında kendiyle "dalga geçme" yeteneğini de hiç kaybetmeyen biridir. Her şeyi, yaşamın en küçük ayrıntılarını bile ciddiye alır; ama en ciddi olayları bile hafifçe gülümseyerek nüktedan bir tavırla karşılamaya da hazırdır. Bir başka yönü ise insanları çok önemsemesi, onlardan çok şey beklemesidir. Beklediğini bulamadığı durumlarda ise çok öfkelenir; ama onları yargılamaktan, onlarla ilgili kesin hükümler vermekten de kaçınır.

            Aşağıdakilerden hangisi bu parçada sözü edilen kişinin bir özelliği değildir?

A)       Yaşamı önemseme

B)       Olayları şakacı bir tavırla karşılama

C)      İnsanlara değer verme

D)      Kendi davranışlarını eleştirebilme

E)       İnsanların kusurlarına göz yumma

 

50.    Çocuk büyütürken birçok yanlış yapıyoruz. Onları merkez alan bir evren kuruyoruz. Bu evrende onları "pamuklara sararak" dış dünyanın gerekçelerinden tamamen uzakta yetişiyoruz. Her söylediklerini emir kabul ediyoruz. Onları, yaşamın aslında zorluklarıyla birlikte yaşanması gereken bir şey olduğunu öğretmeden yetiştiriyoruz. Bu kızların, oğlanların ileride büyüyerek birlikte yeni yaşamlar kuracaklarını aklımıza bile getirmiyoruz. Kendini dünyanın merkezi olarak gören iki insanın nasıl olup da ortaklaşa bir yaşam kurabileceğini, birlikte yaşamın güçlükleriyle nasıl savaşabileceğini hiç düşünmüyoruz.

            Bu parçada, çocuk yetiştirmede yapılan yanlışlar arasında aşağıdakilerin hangisinden söz edilmemiştir?

A)       Bütün isteklerini yerine getirme

B)       Bireysel yeteneklerine göre yönlendirme

C)      Eksiklerini görmezlikten gelme

D)      Yeni bir yaşama hazırlamama

E)       yaşamın sorunlarıyla yüz yüze getirmeme

 

51.    Babamı kaybettiğimizde 22 yaşındaydım ve düşüncelerim bakımından bugünkünden çok başka yerlerdeyim. Yaşama çok farklı bakıyordum doğal olarak. Gençken, farklı uğraşlarım var, hissettiklerin daha farklı, yapmayı istediklerin, yaptıkların farklı. Genel olarak söyleyebilirim ki her anlamda babamla daha fazla şey paylaşmamış olma düşüncesi beni çok üzmüştür. İnsan birçok şeyi sonradan değerlendirebiliyor. Yazma konusunda da ona soracağım çok şey olurdu eminim O da elinden geleni yapardı ama hiç öyle bir girişimim olmadı.

            Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi bu sözleri söyleyen kişinin bir özelliği olamaz?

A)       Babasına uzak durmanın pişmanlığını yaşayan

B)       Bir dönem bugünkünden farklı bir yapıda olan

C)      Babasını üzecek davranışlarda bulunan

D)      Bazı şeyleri zamanla fark edebilen

E)       Babasına güven duyan

 

52.    Bende şiir sevgisi daha orta okuldayken başladı. Türkçe kitabımızdaki şiirlerin hemen tümünü ezberlemiştim. Onları örnek sayarak şiirler de yazıyordum. Türkçe öğretmenlerim de arkadaşlarım da yazdıklarımı beğeniyorlardı. Lisede de bırakmadım şiir yazmayı. İnanmayacaksınız ama dört defter dolusu şiirim var; hem de değişik konularda. Bunları zaman  zaman dergilere gönderiyordum. Bugüne değin ikisi dışında yayımlanan olmadı.

            Aşağıdakilerden hangisi bu sözleri söyleyen kişiden beklenebilecek bir yakınma değildir?

A)       Neden böyle oluyor bu?

B)       Dergiler niçin belirli şairlerin dışına çıkmıyor?

C)      Dergilerin kapısı biz genç ozanlara niçin açılmıyor?

D)      Niçin bizim şiirlerimiz okura ulaştıktan sonra unutulup gidiyor?

E)       Niçin bizim de iyi şiirler yazabileceğimizi kabul etmek istemiyorlar?

 

53.    "Şair sözü yalandır." derler de öykücülere, romancılara toz kondurmazlar. Onlar çok mu doğrucu ki? Kurmaca dediğimiz şey gerçeğin aynısı olmadığına göre... Hem, "İmgesiz sanat olmaz, şiir ise hiç olmaz." der bir düşünür. Demek ki yatıp kalkıp boyuyoruz bir şeyleri. Yazıya, çizgiye, renkle, ezgiyle, keskiyle... Tamam, şiir başlıbaşına yoğun bir anlatım gerektirir; ama düzyazıyla şekillenen öyküyü, romanı ondan ayrı tutamazsınınız. Sonuçta ortaya konan yaratı, eşi menendi bulunmaz bir şey.

            Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılamaz?

A)       Sanat yapıtlarının değeri, gerçeği yansıtmasıyla ölçülür.

B)       Düzyazıyla oluşan yapıtlarda da gerçek dışı öğelere yer verilir.

C)      Bütün sanat dallarında yaratma söz konusudur.

D)      Düş gücüyle beslenmeyen sanat ürünü yok gibidir.

E)       Her sanat yapıtının kendine özgü bir anlatım yolu vardır.

 

54.    Bilimsel bilgi, gözlem ve deneye dayanır. Bilimsel süreç içerisinde ortaya çıkmıştır. Güvenilir, geçerli, dolayısıyla nesnel nitelik taşır. Bu nedenle de kişilere, ülkelere özgü değil, evrenseldir. En önemli yanıysa, bir bilim adamının da dediği gibi, kendi yanlışını yine kendi düzeltmektedir. Bunun içindir ki bilim, geçmişten günümüze değin bir çok bedel ödemesine karşın bugün yine dimdik ayaktadır. Bunu bütün yönleriyle anlayabilmek, bilimin yaşamımıza neler kattığını görebilmek, bilimin yaşamımıza neler kattığını görebilmek için çevremize şöyle bir bakmamız yeterlidir.

            Bu parçadan bilimsel bilgiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A)       Öznel olmaktan kaçınıldığı

B)       Belirli bir dönemle sınırlı olmadığı

C)      Uzun çalışmaların ürünü olduğu

D)      Kanıtlanabilir bir nitelik taşıdığı

E)       Çalışmaların son yıllarda hızla arttığı

 

CEVAPLAR

1

E

2

B

3

C

4

D

5

A

6

B

7

E

8

C

9

D

10

B

11

A

12

D

13

E

14

C

15

B

16

A

17

C

18

E

19

B

20

C

21

B

22

B

23

D

24

C

25

C

26

D

27

E

28

A

29

C

30

D

31

D

32

D

33

A

34

A

35

C

36

D

37

E

38

A

39

B

40

D

41

C

42

E

43

D

44

B

45

A

46

D

47

A

48

C

49

E

50

B

51

C

52

D

53

A

54

E

 


tag KPSS Türkçe Test Soruları soru bankası

2012-02-10 tarihinde sevgi ibis tarafından SoruBankası Türkçe kategorisine eklenen bu içerik toplam 1328 kez ve en son 2016-12-06 10:45:03 tarihinde görüntülenmiş.